31 Ağustos 2014 Pazar
KİŞİSEL OLARAK AŞKIN TARİFİ
Hiç birşey bize anlatıldığı gibi değil aslında. Yani ne Ferhat'ın dağları deldiği ne de mecnun'un çölleri aştığı. Hepsi ne yazık ki birer roman ve efsane. İnsan kendi aşkını başkalarının kaleme aldığı romanlarda aramamalı. Başkasının hayatından rol çalmamalı.
Aşk duygusu kişiye özeldir, kopya edilemez ve başka ilişkiler ile bir tutulmaması gereken bir duygudur. Her eş kız veya erkek aşk içine düşüldüğünde aslında dünyanın en güzel ve yakışıklı varlığıdır. En iyiler onun olmalı en güzel hayatı o yaşamalıdır. En sevilen o en mutlu o en huzurlu o hep En o olmalıdır sevildiği kişinin gözünde. İki şehir arasında mekik dokuyan sevgililer en mutlular olmalıdır birbirinin gözünde. Aslında hep en çok onlar sevecektir birbirlerini ve diğerlerinin ilişkileri onlar için basit birer oyun kendi ilişkileri Dünya'nın en önemli meselesidir. Bir kavga çıksa başka konsantre olunaçak birşey yok ve diğer insanlarla konuşmanın pek bir anlamı da yoktur aslında...
Yani aşk hep mutlu 'EN' leri karşı tarafa yaşatmak istemektir ve tüm bu romanlar yazılar bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Elinizdeki aşka sahip çıkın. Belki 1 günlük belki 3 aylık belki de 3 senelik. Unutmayın bugün diktiğiniz bir umut ve mutluluk fidanı size öbür dünyada da eşlik edecektir tıpkı bugün diktiğiniz fidanın siz öldükten sonraki nesillere de gölge olacağı gibi.
Şahsen 7 yılı dolduruş bir ilişkim var ve benim diktiğim fidan benim cennetimde altında gölgeleneceğim bir ağaç olacaktır Allah'ın izniyle. İlişki ve aşk karşıdaki insana verdiğiniz değerle ölçülür. Tüm imkansızlıklar üzerinize gelse de sizin amacınız hayat eşinizin eksiklerini kapatmak ona güven duymaktır. Maddi konuları ilişki içersine sokmayın unutmayın ki Allah zenginliği istediğine bilgiyi isteyene verir. siz kendinizi ve ilişkinizi geliştirin ötesi gelecektir... SAYGILARIMLA EN SEVGİYE VE GÖNÜL HAKİMİME
Solculuk Veya Sağcılık
Fransız İhtilali'yle birlikte ortaya çıkan yeni siyasal yapılanmalarda, "mevcut düzenin - statüko'nun", HALK LEHİNE değiştirilmesini isteyen siyasal kuruluşlarla, onların destekçilerine "SOLCU" denildi.
Yani yukarıdaki yapmış olduğum tanım tüm dünyada geçerli olan bir tanımlamadır. Yani Sağ kanat işveren bölümünün zengin olmasını destekler işçinin durumuna ah vah eder ama işçi için bir olanak tanımaz. Sol kanat ise daha çok işçi sınıfını sahiplenir ve gelir farkının açılmasına sıcak bakmaz. Bu sebeple tüm dünyada işveren sınıfı ve zengin kısmın çoğu sağı desteklerken solu destekleyenler genelde alt kadro ve fakir kişiler oluyor.
Peki Türkiye'mizde olay böyle mi ? Türkiye'de nedendir bilinmez bu işler tamamen tersine yürür. Çünkü en basitinden dünya genelinde sağ ve sol sadece ekonomik düşünce ayrımı anlamına gelirken Türkiye'mizde dinci ve dinsiz anlamına getirilmiştir. Sağ ben müslümanım dindarım dedikçe oy kazanıyor sol partiler gelir düzeyi ekonomik düşünce özgürlük dedikçe oy kazanmaya ÇALIŞIYOR.
Üst kısımda alıntı yaptğım grafik sağ ve solun nasıl oluştuğunu ve bu zamanlarda sırarla din diye empoze ettirilmeye çalışılan kemalizmin önemini gösteriyor. Gelin biraz bu grafikten bahsedelim...
Anlaşıldığı üzere grafiğin sağ tarafı sağ partileri ve düşünceleri sol kısmı da sol parti ve düşünceleri temsil ediyor önce bunları yorumlayıp sonra Kemalizmi size ifade etmeye çalışayım. Sol yapısı gereği özgürlükçü bir düzene sahiptir sağ ise sahiplenici düzeni vardır. Bu iki düşüncenin de aşırısı halk içinde düzen bozmaktadır. Yani sağda en uc kısımda faşizm ( kendinden olanı sevmek ( ırkcılık).) sol kısımda ise anarşi ( birey tamamen özgür hiçbir sınır yok bu durumda kişi öldürmek dahi kişisel özgürlüğe girer). İçeri doğru girelim karşımıza sağdan muhafazakarlık soldan da komünizm geliyor hemen anlatalım. Muhafazakarlık kişisel düşünceyi değil belli bi liderin dediklerini kapsar yani evde son ses liderindir. Komünizm ise zengin fakir ayrımının olmadıgı bi düzeni savunup gönüllere girse de ülke sınırlarını yoksaydıgı için kendi topuğuna sıkmaktadır.
Evet şimdi geriye kaldı 4 ayrı bakış açısı ve ben size bu bakış acılarının M.K. Atatürk'ün ekonomik düşüncesini acıklamaya calısacagım ( yanı aslında ekonomik bakıs acısına hanı su din diye güdülen)....
Kurtuluş savaşından sonra ülke bitap düşmüş ne zengininde iş yeri nede fakirinde çalışacak dinçlik kalmıştır. Ancak Atatürk ekonomik açıdan dünyada kimsenin uygulamadığı kendine has bir ekonomik sistem kurmuştur. Örneğin şöyle düşünün bir arı var ve elimizdeki tüm bu çiçeklerden işe yarar polenleri topluyor. Tekrar yukarıdaki taploya dönersek kırmızı dairenin içinde 4 ayrı düşünce göreçeksiniz. Bu düşüncelerin tüm iyi yönleri alınmış ve işe yaramayacagı düşünülen zarar vereceği düşünülen her şey dışalarak KEMALİZM EKONOMİK SİSTEMİ kurulmuştur. Tablolar içerisinde hangi düşünceden ne alındığı belirtilmektedir.
Bizim ülkemizde çoğu kimse aslında neyi desteklediğini bilmemektedir. Geyik yapma amaçlı öğrenilen bilgilerle siyaset olmaz. Bilmediğin suya tedbirsiz dalınmaz
http://blog.milliyet.com.tr/nedir-bu-sag-ve-sol-gorus-/Galeri/?GaleriNo=16802&Page=1
Sen Kim ATATÜRK'e Laf Etmek Kim?
"Din, milliyetin bir parçasıdır! Ancak taassubun (bağnazlığın) milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamalıdır! M.K. Atatürk'ün kendi el yazısıyla..
Bugün facebook sayfamda bakınırken vatandaşın birinin Atatürk'ün din karşıtı olduğuyla ilgili yazılarını okumak talihsizliğini yaşadım ne yazık ki. O bu yazıyı yazarken Atatürk'ün kendisine sağladığı olanaklar sayesinde bunu yapabildiğini düşünemediği kanısına vardım.
Dinine bağlı olmak demek Atatürk'e karşı çıkmalısınız anlamına gelmemektedir. Atatürk'ün dine olan bakışını birazdan liste halinde vermek istiyorum. Ve bu şekilde düşünen insanlara şu soruları soruyorum:
1. Kur'an-ı kerimde dinin herkesin özeli olduğu anlatılmıyor mu ?
2. TBMM nin nasıl bir açılışla açıldığını biliyor musunuz ?
3. Kur'an-ı Kerimi kimin sayesinde tefsir ve ilmihal olarak okuyabiliyorsunuz?
İşte Atatürk'ün dine bakışı:
Atatürk, daha 7 yaşında annesi Zübeyde Hanım’ın isteği ile Kuran-ı Kerim’i hatmetmiştir. 8 Yaşında Kuran'ın tamamını ezbere okuyabilmektedir. (Atatürk bu gerçeği 1927 yılında Ankara'da ABD Büyükeçlisine açıklamıştır.)
1. Atatürk, daha çocukluk yıllarında Selanik’te Mevlevi-Bektaşi tekkelerine giderek ayinlere katılmıştır. (F. Rıfkı Atay "Çankaya"da bu konuda bilgi vermektedir).
1. Atatürk, Çanakkale Savaşı yıllarında yakın dostlarına, arkadaşlarına yazdığı mektuplarda Allah’a olan inancını dile getirmiş ve “Allah’ın inayeti sayesinde” bu savaşı kazanacaklarını belirtmiştir.
1. Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında camilere, cem evlerine gitmiş, cuma namazlarını kılmış, cami minberine çıkıp “Allah birdir, şanı büyüktür” diye başlayan Hz. Peygamber’den övgüyle söz eden bir hutbe vermiş, TBMM’yi tekbir ve dualarla açtırmıştır.
1. I. TBMM’de girişte hep bir hafıza Kuran okutmuştur. Aynı şekilde Cumhuriyet döneminde Topkapı Sarayı’nda Kuran okutma geleneğini sürdürmüştür.
1. Atatürk, özel hayatında fırsat buldukça Kuran okumuş veya Kuran okutup dinlemiştir. Özellikle özel hafızı Hafız Yaşar Okur’a Kuran okutmuştur. Atatürk zaman zaman da manevi kızlarından Nebile’ye ezan ve Kuran okutup dinlemiştir.
1. Atatürk’ün en yakın arkadaşı Fevzi Paşa ve annesi Zübeyde Hanım beş vakit namazlarını kılan, İsmet Paşa ise elinden geldiğince ibadetlerini aksatmayan insanlardır. Atatürk çevresinde namazlarını kılan ibadetlerini yapan herkese çok saygılı davranmıştır.
1. Atatürk Kurtuluş Savaşı sırasında tuttuğu özel notları arasında zaman zaman “Hafızı çağırıp Kuran okuttuğunu” yazmıştır. Yine özel notları arasında “TANRI BİRDİR VE BÜYÜKTÜR” notu göze çarpmaktadır.
1. Atatürk, cumhuriyeti ilan ettikten sonra 1932 ramazan ayında dönemin tanınmış hafızlarını köşke/saraya çağırarak onlara Kuran okutup dinlemiştir. Makamla Kuran okunmasına büyük önem veren Atatürk, hafızların makam hatası yapmamalarına ve ayetleri tane tane okumalarına büyük önem vermiştir.
1. Atatürk, 1930’larda Çanakkale Şehitleri için her yıl Çanakkale Mehmet Çavuş abidesi önünde mevlit okutmuştur. Aynı şekilde her yıl annesi Zübeyde Hanım’a da mevlit okutmuştur.
1. Atatürk döneminde okullarda din eğitimi devam etmiştir. Köy ilkokullarında din derslerinde “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” adlı kitap okutulmuştur.
1. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılan yüzlerce camiyi onarttırmış ve yeniden yaptırmıştır. Hatta Eskişehir Mihalıççık camisini cebinden 5000 lira verip yeniden yaptırmıştır. Ayrıca Atatürk’ün yurt dışında Paris ve Tokyo camilerinin yapımına katkıda bulunduğuna ilişkin kanıtlar vardır.
1. Atatürk, İslam dünyasıyla da yakından ilgilenmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında İslam dünyasının desteğini yanına alan Atatürk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da İran-Irak ve Afganistan gibi Müslüman ülkelerle Sadabat Paktı’nı kurarak, Hıristiyan haçlı saldırılarına karşı Müslüman ülkelerle birlikte hareket etmiştir.
1. Atatürk, Müslüman ülkelerin liderleriyle de çok iyi ilişkiler geliştirmiştir. Örneğin Afgan Kralı Amanaullah Han ve İran şahı Rıza Pehlevi ile kişisel dostluk kurmuştur.
1. Atatürk, 1937 yılında Filistin’e yönelik bir Siyonist- Haçlı Hıristiyan saldırısı olacağını haber alır almaz “Filistin’e el sürülmez” diye bir bildiri yayınlayarak Müslüman Filistinlilerin yanında olduğunu herkese göstermiştir.
1. Tarihe çok meraklı olan Atatürk en çok Hz. Muhammet’ten etkilenmiştir. Onun savaşlarını bütün detaylarıyla öğrenmiş, liselerde okutulan Tarih kitaplarında İslam tarihi bölümünün yazımına bizzat katkıda bulunarak bu kitaplarda Hz. Muhammed’in savaşlarını anlatan haritaları bizzat kendisi çizmiştir. Tarih çalışmaları sırasında Hz. Muhammet’i eleştirmeye kalkanları, “Hz. Muhammet’in kıymetinden habersiz cahil serseriler bizim tarih çalışmalarımıza katılamazlar” diye azarlamıştır. Hz. Muhammet’ten, “Benim senin adın silinir ama o ölümsüzdür” diye söz etmiştir.
1. Atatürk, 1922 Sakarya Savaşı’ndan 1934 Soyadı Kanunu’na kadar ad olarak İslami içerikli “Gazi” unvanını kullanmıştır. Soyadı Kanunu’ndan sonra da zaman zaman “Gazi” unvanını kullanmaya devam etmiştir.
30 Ağustos 2014 Cumartesi
Kadınlari Anlamayanlara Önsözüm
Ey kalın kafalılar,
Sizin dusundugunuz kadar zor degildir kadinlari anlamak. O sizin bilincinize yerlestirdiginiz , bir yerde kacis noktasi belki de bahanenizdir. Mesela herkes sevdigini soyler, ama kaciniz hissettirebilir sevdigini , kaciniz (lafta ) goklere cikardigiz duygulari yasatabilir ? Bunlari yapan nadir erkekler acaba insan degil midir? Ya da onlar cennetlik midir ?
Bence olaya kendinizi sorgulamakla baslayin. Birakin herkesten duydugumuz bu klise dusunceyi. Anlamaya calistiniz mi yoksa kolay yolu secip ne de olsa anlayamiyorum diyip kenara cekilip cekilmediginizi sorgulayin. Daha sonra sevginizi gostermenin bi yolunu bulun. Bunu illa pahali hediyeler alarak yapmayin sakin. Bunu sevgi gostergesi kabul ediyosaniz zaten bastan kaybettiniz demektir.
Bayanlar icin oncelik duygulardir. ( istisnalar kaideyi bozmaz tabi ) Ne kadar kalbine dokunmayi basarabilirsen o kadar anlamissin demektir. Guzel sozler soylemekten de cekinmeyin. Birakin onun sevincini simarikligini yasasin.
Ikinci onemli olan bir husus da guvendir. Her ne olursa olsun bir kadina sartsiz surtsuz yaninda oldugunu hissettirmeniz gerekmektedir. Bir ayaginiz kapida olmasin mesela. Her tartismada yol vermeyin kendinize.
Bu guveni verdiginiz kadindan zarar gelmez size. Siz onu birakmadiginiz surece birakmaz , o biktiginiz sonu gelmeyen sorulari da sormaz.
Son olarak saygidir kadinin gormek istedigi. Gecmisten gunumuze gelen 2. sinif muameleyi kabul edemezler , daha dogrusu hak etmezler. Hakaretler , bagirip cagirmalar , kucuk dusurmeler kadina yapacaginiz en en son seylerdir. Bunlar kadinin kalitesini elbet bozmaz, moralini bozmak disinda. Siz bunlari yaparak sadece kendi kalitenizi ortaya koyarsiniz baylar bilginize...
Benden size onemli dip notlar. E hala anlamiyorsaniz bunlar sizinle alakali sorunlardir. Kadinlarin anlasilabilirliginde dusundugunuz gibi bir zorluk yoktur cancagizlarim.
28 Ağustos 2014 Perşembe
ASK
Ask insanlar icin buyuk bi nimettir neden mi ?
3 harfli oldugu gibi 3 duygu icerir huzur, mutluluk, guven. Bunlari bi insanda toplayabildiginde kimyada ask ne kadar karisik olsa da gerceklesir ve asik olursun. Her ne kadar saniyenin 10 da biri asik olmaya yetsede bazen aski on yillar sonra yaninda bulursun.
Elinizdekinin kiymetini bilim. Altininizi baska kuyumculara deger bictirtmeyin. Ask sahiplenmek bekler. Guven ister. Zaman ister... Ask sizden verebileceginiz herseyi ister size ise en buyuk seyi verir olumsuz destek...
27 Ağustos 2014 Çarşamba
TEGMEN MEHMET ALİ CELEBİ
Uzun zamandir ergenekondan sehven iceri alinan tegmen Mehmet Ali Celebinin kitabi oldugundan haberdardim fakat elime gecmemisti ve suan amcan Mehmet Celik sayesinde kitap elime gecti ve isin iyi tarafi bu kitaptan sonra Soner Yalcin yazarliginda Erdogan'in kayip sicili kitabini alma firsatim olacak.
Bir insann omrunu nasil karartilip da adina sehven denildigini size okusukca paylasacagim lutfen izlemede kalin yada derhal gidip su kitabi alin...
25 Ağustos 2014 Pazartesi
Tamtam Çalan Azrail
24 Ağustos 2014 Pazar
Kader
İnsanligin dunyaya bi gelis sebebi vardir muhakkak. Fakat bu sebebleri iyi anlamak gerekir. Yasamtarzlari bu sebeblerle celismemeli...
İnsan dunyaya belli testlerden gecirilerek mukafatlandirilmak icin gonderildi. Bu testlerin sonucunda malesef sadece mukafat degil ceza da olabilir.
Peki kader insanin cehenneme veya cennete gitmesini mi sagliyor ? Yani insan istesede istemese de cennete veya cehenneme gidecegi onceden belli mi ? Madem nereye gidecegimiz belli neden dunyaya geldik ? Bize verilen irade neyin eseri ? Ne icin bir iradenin sahibiyiz ? İcimizdeki nefis allahin lutfuysa neden cennete degilde cehenneme nefisle yonlendiriliyoruz?
Yada en buyuk soru su, seytan'in veya iblis'in allaha karsi cikmasi kader miydi ? Eger seytan allaha karsi cikmasaydi insanlik sorgulanmadan gunahsiz sekilde cennete mi alinacakti ? Adem ile Havva'nin seytan'in oyununa gelme hikayesi bir kader miydi ? Ve biz neden Adem ile Havva'nin hatasi yuzunden yargilanmak zorundayiz ?
Peygamber efendimiz (sav) bu konu hakkinda fazla dusunup uzun uzun konusmayin dedi mi ? Asil insanligin cevap bulmasi gereken ve varolusun kader ile iliskisini aciklayacak olan sorular neden yasaklandi bilemeyiz ve bilemeyecegiz belki de isin tadi burdadir ne dersiniz ?
Masonlar Kimdir ve Nasıl Çalışıyorlar?
Öncelikle size 3.000 yıllık organize işler durumundan bahsetmek istiyorum. Baş rolünde Yılmaz Erdoğan yok bu filmin içinde ve işin en kallavi noktası film değil bunlar. Tamam lan tatava yapma başlıyoruz.
Dediğim gibi 3.000 yıllık bir plân bu yani Musa'nın ölümünden sonra başlamıştır her şey.
Tevrat Nasıl Tahrif Edildi?
Tevrat, bütün dünya Yahudilerinin emirlerine sıkı sıkıya bağlı olarak olduklarının din kitabıdır. Tevrat asırlardır Yahudilerin hayatlarını, dünyaya bakış açılarını, diğer insanlara karşı düşünce ve tavırlarını düzenlemiştir. Yahudiler Tevrat'ın tamamen vahye dayalı ve ilahi bir kitap olduğunu iddia ederler. Önemli olan nokta da burasıdır.
Elimizde ki Tevrat gerçekten Allah tarafından indirilmiş orijinal metinlerle aynı mıdır? Yoksa Tevrat, Orijinalliği bozulmuş, dolayısıyla ilahi metin niteliği kaybolmuş bir kitap mıdır? Bu sorunun cevabı bizzat Tevrat'ın kendisi araştırılarak bulunabilir. Ama biz sizler için varız siz yormayın o güzel inci gözlerinizi ve pambuk ellerinizi. Kaynaklarda vereceğim tabi ki sizlere.
Tevrat, Kitab-ı Mukadde'sin ilk kısmını oluşturur.(ikinci kısım incildir). 39 kitaptan meydana gelmiştir. Ve bu 39 kitabın yalnızca ilk beş tanesi Hz.Musa'ya verilen bölümlerdir. Beşinci bölüm olan Tesniye'de Hz.Musa'nın ölümünün anlatılması, bundan sonraki bölümlerin başkası tarafından yazıldığını ortaya koymaktadır.
"Rabbin sözüne göre Rabbin kulu Musa orada, Moab diyarında öldü. Ve Moab diyarına Beyt-Peor karşısında ki derede Onu gömdü." 1
Tevrat'ı talip ettiğimizde kalan bölümlerin Hz.Musa'nın ölümünden sonra Yahudilerin Başına geçen kişilerin hayatlarını ve verdikleri emirleri kapsadığını görürüz. Bundan dolayı, Tevrat, yüzlerce yıl yıl boyunca değişik kişiler tarafından yazılmış ve ilahi niteliğini yitirmiş bir kitaptır.
Tevrat'ın değiştirildiği, içerdiği çelişkili ifadelerden rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu çelişkilerin Hz.Musa'nın beş kitabında dahi var olması, bu bölümlerin de hahamların tahrifatına uğradığını göstermektedir.
900 sayfalık Tevrat yukarıdan aşağıya incelendiği zaman aşağıdaki dört sebepten dolayı kutsal tevrat'ın baştan aşağı değiştirilmiş olduğunu görmek mümkündür.
Evet beyler çişi olan yapsın, biraz dinlenin alışık olmayan vardır uzun yazı okumaya hahah. Yazımız şimdi başlıyor. Özetle Tevrat'ın bozulma konusu daha fazla uzatmayacağım.
Kabbala
Hiç şüphesiz bu tahrifler bir kısım kimselerin; Nefsine esir olmaları ve şeytana uymaları dolayısıyla, kendi arzularına uygun şekilde İlâhi bir kitabı tahrif etmeleri suretiyle meydana gelmiştir.
Kendi nefislerine esir oldukları ve ahlâken zafiyet içinde bulundukları için, ahlâksızlıkları rahatça yapabilmek maksadıyla onlara peygamberlerde yapmış gibi göstermek suretiyle aynı ahlâksızlıklarını devam ettirmek istemişlerdir. Diğer yandan beni İsrail Tevrat'tan önce kendi kendi ananelerini, örflerini KABBALA adlı kitapta toplamıştı ve bu KABBALA'ya sıkı sıkıya bağlıdırlar . Tamamen üstün ırk saplantısı dayanak hazırlanmış olan KABBALA'daki görüşlerini Tevrat gönderildikten sonra da muhafaza ettiler, kendileri Tevrat'a uyacaklarına, Tevrat'ı eski ananelerine uydurmak yoluna saptılar. Böylece çeşitli hahamların, çeşitli zamanlarda yaptıkları değişikliklerde Tevrat'ın yukarıda sözü edilen çelişkiler Allah inancıyla bağdaşmayacak birçok yanlış cümleler ve üstün ırk fikri Tevrat'ı doldurduğu gibi, diğer yandan da ahlâken kabul edilmesi mümkün olmayan bir çok hususlarda Tevrat içerisinde yer almış bulunmaktadır. Bu değişikliklerin hahamlar tarafından nasıl yapıldığı hakkında fikir elde edebilmek için önce Beni İsrail içerisinde hahamların nasıl mevkiye sahip olduklarına bakış yapmakta, sonradan da Beni İsrail'in Tevra'tan önce sımsıkıya bağlı olduğu KABBALA hakkında kısacık da olsa fikir sahibi olmakta yarar vardır.
"Modern Masonluk kabbalist esasları muhafaza etmiştir. Bundan başka mason sistemleri, tamamıyla kabbalist fikirleri ve ilme dayandırılır."2
Kabbala, Tevrat inmeden çok daha önceleri Yahudi ruhban sınıfının geliştirdiği bir öğretidir. Kabbala, büyü ve şeytani güçlerle bağlantı sanatıdır.
"Gelenek" veya "Ağızdan kulağa" anlamına gelen Kabbala "sır" esasına dayalıdır. Bu sırların tamamı, Jerusalem Lodge'ın (Kudüs Locası) üç kabbalisti tarafından ezberde tutulur. Kabbalistlerden biri öldüğünden İsrail'in 70'ler Meclisi'nden (Sanhedrin) seçilen bir aday aynı bilgileri devralır. "Kabbala kitaplarının metinleri sembollerle doludur. Her devirde bunların manasını bile üç Yahudi bulunur. Bunlardan ölenin yerine, bir alt kademeden yani 70'ler meclisinden en iyisi seçilir, diğer ikisi tarafından sırlara vakıf edilir."3
"Kabbala büyücülüğün anlamını kavrar. Kabbala sayesinde kara büyü dünya çapında itibar görmüştür."4
"Kabbala, bilinç altının kapılarını açan ve ruhu saran manevi değerlerin dışarı çıkmasını sağlayan anahtardır. Masonluk onu insanın yaşamı anlaması için gerekli görür".5
"Pratikte Kabbala, kötülüklerle ilgilenmenin yolu ve semboller yoluyla psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayalı bir formudur."6
Kabbalist eğitimle yetiştirilecek adaylar, Mason Üstad-ı Azamlar tarafından dikkatle seçilir ve aday, ancak bir kademenin bilgilerini tam anlamıyla hazmedince diğer bir kademeyle geçebilir. Bu taktiğe Masonik dilde "Uykulu gözlere ışığın yavaş yavaş verilmesi" denir.
Ve sadece Tevrat'ı bozmakla kalmayıp Talmud, yani Tevrat'ta verilen hükümlerin hahamlarca bir araya getirilmiş, detaylandırılmış ve çeşitli eklemelerle açıklanmıştır. Talmud, bu Tevrat yorumunu ya da başka bir deyişle tefsirinin ismidir.
5. günün şafağında doğuya bakın serseriler. haha.
KAYNAKÇA
1. Tesniye Bölümü 34/5-8
2. Çırak Kardeşlik Kolu, No: 3 Sh. 13-14
3. Türk Mason Dergisi, S.21 Sh.1095
4. Das Reich Satans Kari R.H Frich Sh.101
5. New Age Mason Derdisi sayı 77, sh.31
6. Kabbalah, Tradition of Hidden Knowledge, Z'ev Ben Shimon Halevi, Sh. 12
Instagramin Faydalari
Instagramdaki Elif'in Ceyizi , Duygu'nun Hobi Dukkani , Asli'nin Kurabiye Evi gibi hesaplara mutlaka denk gelmissinizdir. Bizim sirf eglence amacli kullandigimiz bu sosyal ag son zamanlarda cogu bayan icin ticaret amacina burundu.
Iyi mi oldu derseniz bence super oldu. Evde bos oturan bayanlarimiza ekmek kapisi oldu. Cogu dukkanlarda bulamadigimiz fabrikasyon urunlere de bu hesaplardan ulasir olduk. Hand made adi altinda turistlere sattigimiz ya da tabiri caizse kakaladigimiz fabrikasyon mallar burada kimligine kavustu.
Kendi ayaklari uzerinde duran bir kadinin onune kimse gecemez. Kiz kismi evde oturur , calismaz , okumaz devri cok geride kaldi. Calisin bayanlar, calisin ki kimselere muhtac olmayiniz.


